WhatsApp, Telegram, Signal, BİP: Bir analiz


WhatsApp, Telegram, Signal, BİP: Bir analiz

Ersin Çahmutoğlu

Think DoCo. Araştırma Merkezi


Facebook’un, milyarlarca WhatsApp kullanıcısını “gizlilik politikaları”nı kabul etmeleri için zorlamasının ardından Türkiye’de yeni bir uygulama arayışına girildi. Kullanıcılar hem gizliliğe ve güvenliğe önem veren hem de pratik kullanım sunabilecek uygulamaları araştırmaya başladılar.

Facebook’un WhatsApp üzerinden başlattığı zorbalığın ardından milyonlarca kullanıcı farklı uygulamalara akın etti. Burada en çok merak edilen konu ise hangi uygulamanın ne kadar güvenli olduğu… Facebook ve alt şirketlerine bütün verilerini sunacağını söyleyen WhatsApp ile ilgili bilgiler herkesin malumu. Telegram ise bir Rus uygulaması. Onun hakkında da benzer söylemler olsa da verilerin Rus istihbarat servislerine gidip gitmediği sadece spekülasyon. Signal ise ABD’li bir geliştiricinin piyasaya “güvenli iletişim” adıyla sunduğu bir uygulama. Yerli uygulama olarak bilinen BiP ise Turkcell’e ait.

Hangisi daha güvenli sorusuna gelince, burada açık kaynaklar imdadımıza koşuyor aslında. BiP oldukça hantal ve gereksiz içeriklerle dolu olduğu için eleştiriliyor. Verilerin güvenliği konusunda ise onun da üçüncü parti uygulamalarla işbirliği içinde olduğu görülüyor. WhatsApp, spesifik uçtan uca şifrelemeye sahip olsa da karıştığı skandallar az değil. Günümüzde yaşananlar da herkesin malumu. Telegram, açık kaynak kodlu olması, güçlü şifreleme algoritmasına sahip olmasından dolayı oldukça popüler. Ayrıca yayınlanmış şeffaflık raporları onu bir adım öne çıkarıyor. Signal’e gelince, Telegram’daki özelliklerin tümüne sahip olmakla birlikte herhangi bir şirkete bağlı olmaması, üçüncü taraflarla işbirliği yapıp verileri paylaşmaması ve en önemlisi sadece bağlı olduğu vakıf üzerinden bağışlarla kendini fonlamasıyla öne çıkıyor. Edward Snowden ve Elon Musk’ın Signal’i önermesinin nedeni de bundan kaynaklı olabilir mi?

Özetle, dijital iletişim uygulamaları arasında seçim yapmakta özgürüz. Fakat bazı uygulamalarda hangi verilerimizin paylaşılacağı konusunda karar verme özgürlüğümüz yok. Akıllı telefonlarla iletişim sürdüreceksek bazı şeyleri kabul etmek zorunda kalıyoruz. WhatsApp gibi şirketler de bu durumu kullanıyorlar ve sahip oldukları güçle sahada istedikleri gibi at koşturabiliyorlar. Gerektiğinde de istedikleri kişileri, istedikleri zaman istedikleri yerde engelleyip sansürleyebiliyorlar.

Milyarlarca insanın verilerine hükmeden, dolayısıyla kendilerini devletlerden üstün gören bu dijital baronlar yaptıkları hukuksuzluklardan dolayı hesap vermeyeceklerini düşünüyorlar belki. Fakat ABD'de çeşitli davalara dönüşen tepkiler, ileride dünyaya yayılabilir. Kim bilir belki 2021 yılı onlar için sonun başlangıcı olabilir.

.